Denizin Estiği Nehir
Friday, 3 14th, 2008
Tarasan saçlarını denizin estiği yere
siyah gözlerinle çevrelenmiş bakışların
kardan yapılmış demli çay gibi kirpiklerin
esareti çeken
özgürlüğü hayal bilen
düşlerin gölgesinde yaşayan
Tarasan saçlarını denizin estiği yere
siyah gözlerinle çevrelenmiş bakışların
kardan yapılmış demli çay gibi kirpiklerin
esareti çeken
özgürlüğü hayal bilen
düşlerin gölgesinde yaşayan
Sonsuz ve hiç bitmeyecek gibi her saat…
Paydos saatleri hiç bitmesin diyebilen bir işçiyim karşında.
Duvarlarını yıkmak ve oraya kendimi koyabilmek için çalışıyorum hiç durmadan.
Ellerim yıktıklarımı toparlamak ve yerlerini yeniden
döşemekten oluşan nasırlarla kaplı.
aşağıda anlatılanlar; attila ilhan’ın dediği gibi:
ben bunları puslu bir aynada gördüm ve bu ayna şehirde geziyordu…
I
dört, beş altı…
yürürken düşünmemek için adımlarımı sayıyorum.
“ya sen?” diye sordum yanımda yürüyen delikanlıya; “ne düşünüyorsun?”
“hiç bişi!”
hiç bişey düşünmemek mümkün değil ki? ben bunu becerebilmek için nelerimi vermezdim… bak adımlarımı sayıyorum… diyemedim ki? suskunluk yapıştı beynime, konuşmuyor…
BİR HİKÂYE: KIRMIZI ŞAPKALI KIZ
Ormanda babaannesine kek götüren kızı bilmeyeniniz yoktur herhalde.. Hani kırmızı şapkası olan.
Kız o kadar saftır ki; babaanne taklidi yapan kurda sorduğu sorular bunu açıkça ortaya koymaktadır.
Çöl köpeklerini çağır
Uykusunda bıçaklanmış bir iç deniz
Ele veriyor bulutunu
Ve sustuğunu duymak
Toz olsa da
Ertelenmiyor zamanın yaşlanması
De ki genç kaldı ölüm
Evden çıktığında, nereye gideceğini düşünmüyordu. Beyni değil de yılların alışkanlığına aşina ayaklarıydı karar veren…
Zamana inat yavaşça yürümeye başladı Tahmis kahvehanesine doğru.
Doğduğundan beri bu sokakta yaşamıştı ve yıllar sokakları, dükkânları, çalışanları nasıl da değiştirmişti.
Alışverişini yaptığı Ahmet’in dükkânı şimdi market olmuş, kasada da genç oğlu oturmaktaydı.
Ahmet, birkaç yıl önce göçmüştü bu dünyadan. Dükkâna girdiğinde Ahmet’le yaptığı ayaküstü […]