Wednesday, 2 20th, 2008
Son Sahne Aklımda, pembe bir gecelik vardı üzerinde. Gardırop’un önüne çökmüş etraftaki dağınıklığı izliyordun. Ve ben, işte o ben. Yatak odasının o küçük kapısında seni seyrediyordum. Sessizlik kaplayınca odayı, huzur bozuldu sanki o dağınıklıkta. Sendin o çığlıkları atan gecelerde, sendin o yüzü gülen âşık. Sessizliği de sen sağladın o gece.
Seni izledim bir müddet, sadece gözlerin […]
İbrahim Karaçelebi |
Wednesday, 1 30th, 2008
Ağlamaktır Çocukluk…
Ağlaya bilmektir çocukluk.
Farketmez ağlamaktır, her şey için olabilir, oyuncak araba için, kavunlu sakız için, babanızın sizi kucağına alması için.
İbrahim Karaçelebi |
Saturday, 1 12th, 2008
Başlamaktı en büyük yanlışımız, bile bile yürümeyeceğini. Nedendir bilinmez bir boşluktu bizi içine çeken. Varsa yoksa oydu benim için, yalnızlıklarda çare. Yeni başlamıştı her şey, çok ama çoook güzeldi başlangıç. Benimdi çünkü o “hep benim olacak mıydı? Acaba.” Kendime sorduğum ilk soruydu. Ve arkası da geldi…
İbrahim Karaçelebi |
Thursday, 1 3rd, 2008
Bir istasyon bulmuştu kendine, gidip oyalanabileceği bir iş. Küçük bir sandalye bir de simit büfesi. İstasyonun orta yerine kurulmuştu. Ne kimseye karışıyor, nede kimse ona karışıyor.
İbrahim Karaçelebi |