a ton étoile
Saturday, 3 15th, 2008
bir telefon çalar,
bir ömür gider, içten…
bir not bulursun, masanın üstünde,
havalara uçarsın…
bir telefon çalar,
bir ömür gider, içten…
bir not bulursun, masanın üstünde,
havalara uçarsın…
(Fotoğraf) : Onur Kesebir
ve bütün sorumluluğu üzerine alır…
fotoğrafçı bir sorumluluk taşır:
1.
bir yoktur aslında… başlangıçtır, ilk adımdır, cesaretin kendisidir. biriktirimin ilk hamlesidir. en soldaki iki kişiden daha soldakidir. öğretici bir hali vardır. izlediğimiz filmlerdeki “sensei” dir.
Kırık dökük çocukluk yaşadığımızı zannederiz hepimiz. Fakat en güzeli kendi çocukluğumuzdur. Hatta bir ara anne babaya “çok çektirdiğimizi” düşünerek geçiririz ömrümüzün bir kaç yılını. Halbuki anne baba hep endişededir yavrusu için, kaç yaşında olursa olsun…
Camların üstünde gece ve kar.
Bembeyaz karanlıkta parlıyan raylar -
uzaklaşılıp kavuşulmamayı hatırlatıyor.
Nazım Hikmet
Ne zaman yola çıkacak olsam; kapı önünde ayakkabılarımı bağlarken, annem seslenir;
“Gözlüğünü aldın mı?”
Bilmem nedendir annem gözlüğümün benim için önemli olduğunu düşünür.
Çocukluğum ankara Dışkapı’da geçti. Her gece babamı işten dönmesini beklerken merak bile etmiyorduk artık. Ölümü ve dinamit lokumlarını o kadar kanıksakmıştım ki bir zamanlar vatan cephesine katılanları saydıkları gibi ölenlerin isimlerini sayıyorlardı televizyondan…
Ondandır zaten polise “bizim evde belki dinamit lokumu vardır” diyecek kadar kayıtsız kalmıştık … Belki de çocukluğumuzdandır…