Bilinmeyen Suriye - Aşağı Fırat
August 10th, 2008
“Gökyüzünün duru aynasında,
Ne Tanrının sözünde ne insanların arasında yer var utanca.
Adımlar yavaşlar burada,
Dünyanın oluşumu anıldıkça giz başlar.
Kumun saflığı ışıldar
Bu güzelliğin önünde saygıdan eğilir çingeneler.”
Sadece kumun ve çölün değil, aynı zamanda varoluşunda gizini düşündürür bana Faslı şair Ayşe Basri’nin bu dizeleri.
Işığı, sarı ve kahverenginde aramaya koyulursunuz.
Binbir gece masallarını yada bir nehrin üzerine konan aymaz güneş damlalarını isterken; tenleri kavrulmuş, saçları sararmış çocuklar girer düşlerinize yada bir bedevi çadırının kenarına ilişmiş yalnız yaşlılar, başlarında yüklerle kirpikleri kum içinde Arap kızları…
Serap, boşluk, yalnızlık, vahşet, susuzluk…ne ki ansızın bir nehir uzanıverir bu sessizliğin içine…
Çöl ve kum aradığı yoldaşı bulmuştur adeta…Kıvrıla kıvrıla süzülür ırmaklar prensi Euphrates, ele geçirir kumun tüm gizlerini…
Doğar, yayılır, genişler, susuz topraklara can, zayıf gecelere aşk, dağlara yıldız, karanlığa ise şehvetli bir aydınlık verir…
ve Basraya kavuştuğunda alır adını; Fırat !
Bilinen Suriyenin; Halep, Hamu, Humus, Şam, Lazkiye ve Bosra çizgisinin dışında, bilinmeyen Suriyeye uzandı fotoğraflarını
ilgiyle takip ettiğim arkadaşım sevgili Hüseyin. Halep, Ebla, Hama, Apemea, ardından Fırat’ın Suriye’ye girdiği noktadan,
nehrin güney kıyısı boyunca güney doğuya, Irak içerlerine kadar ilerledi. Oradan tekrar nehrin kuzey kıyısından geri dönüp, doğu Suriyeye, Ein Dıwar (Cizre’nin tam karşısında muhteşem Artuklu köprüsü), binbir gece masallarının geçtiği Harun Reşit’in Rakka’sı, Deir Ez-zor, Al-Hasakeh, Halabiye, Zalabiye, Doura Europos, Rahba, Mari, Bugros, Caber Kalesi, Tel Brak (Agatha Christi’nin arkeolog kocasının kazı yaptığı bölge), Ar Rasafah ve Palmiraya uzandı. Çölün, kumun ve Fıratın gizemini fotoğrafladı.
Ve de son olarak halkını Anadoluya getirirken, Fırat’ı geçmek üzereyken iki adamı ile nehirde boğulan, mezarı Caber Kalesi’nden, Kara Kozak’a nakledilen Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Gazi’nin Dedesi Süleyman Şah Bin Kaya Alp’in mezarı başında (halen mezarın başında Mehmetçik nöbet tutmakta ve yapılan anlaşma gereği o toprak Türk toprağı sayılmakta) mehter, bahçedesindeki Atatürk Büstü önünde de 10. Yıl Marşı’nı gururla söyledi…
Şimdi sözü fotoğrafa bırakalım, bilinmeyen Suriyeyi ve aşağı Fırat’ın tılsımını Hüseyin Türk’ün fotoğraflarında aramaya koyulalım…
Hüseyin Türk
19977, Ankara doğumludur.
Ankara Üniversitesi’nde grafik tasarımcı olarak meslek hayatına devam ediyor.
Tasarımdaki altyapısını son dönemde fotoğrafa yoğunlaştırarak Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği’nde
Temel ve İleri Düzey Fotoğraf Eğitim Seminerlerini 2006 ve 2007 yıllarında bitirdi.
Ardından Mart-2007′de Afsad’a üye oldu.
Yönetim Kurulu Üyeliği ve İleri Düzey Eğitim Seminerinde danışmanlık görevlerine devam etmektedir.
Şimdiye kadar onun üzerinde karma sergiye katıldı, bir çok yarışmada ödüller aldı.
2007 yılında ilk kişisel sergisini “Buyrun Er Meydanına” isimli çalışmasıyla açtı.
Işığın peşindeki yolculuğuna yeni projeleriyle devam ediyor…
Fotoğraflar : Hüseyin TÜRK
Yazı : Osman Fırat TURAN


3 yorum yapılmış “Bilinmeyen Suriye - Aşağı Fırat”
01
elinize saglik. gidip görme istegi uyandiran fotograflar.
02
olimpiyat ateşi çin kültüründe yanarken dogunun ezgisi,gizemi,varlığı sevgili hüseyinin fotograflarında ateşlenmiş…
yazı dilini hep takdir ettiğimi tekrar etmeden gecemeyecegim fırat…sevgilerle
03
olimpiyat ateşi çin kültüründe yanarken dogunun ezgisi,gizemi,varlığı sevgili hüseyinin fotograflarında ateşlenmiş…
yazı dilini hep takdir ettiğimi tekrar etmeden gecemeyecegim fırat…sevgilerle
Yorum yazmak isterseniz