Thursday, 3 13th, 2008
İnanmayı denemek..
Parmak uçlarında hayatı notalamak..
Bir bahçe bulup, içinde gizlenip, piyano seslerini dinlemek..
Uyanmak, sancılı bir sabaha, yalnızlığı dudak arasına saklayarak..
Bir kez daha sevmek…severken düşlemek…
Pınar Dağ |
Monday, 3 10th, 2008
Sonsuz ve hiç bitmeyecek gibi her saat…
Paydos saatleri hiç bitmesin diyebilen bir işçiyim karşında.
Duvarlarını yıkmak ve oraya kendimi koyabilmek için çalışıyorum hiç durmadan.
Ellerim yıktıklarımı toparlamak ve yerlerini yeniden
döşemekten oluşan nasırlarla kaplı.
ve Sizden Gelenler |
Sunday, 3 9th, 2008
Beni kendine yakın hissetmeyenlere nasıl kızarım…
bulaşmalı insanın yüzü, bir başka yüze…
Çözmek lazım birikenleri birbirin de.
Bir yön pusulası olmak lazım kızanlara..
Hiç sevilmediğim bir gönül de, kızmakta kıskanmak gibi değil miydi?
Tekrarlanmış gönül yaralarının korkusuna vurgunsa hassaslık; ‘Kızmak’ yaşanmışlıkları pekiştiren olmaz mı?
Sen nasıl kızardın…
Herkes bağırırdı….
Herkes küskündü….
Bana en çok annem kızardı….
Sana?
Kızmak karşılıklı bir hak mıydı?
Sevmek kızmak mıydı?
Anne […]
Pınar Dağ |
Tuesday, 3 4th, 2008
Hayatın geçiciliği karşısında, bu kadar ölümsüz olmayı istemen ne büyük cesaret….
Oysa ölümün bulaşmadığı bir hayat var mıydı?.
Doğuyor, ölüyordun…
Bir kapı kolundan bile daha az ölümsüzdün..
Bir varmış ve bir yokmuş dediğin hikayelerle başlatıyordun; var olduğunu..
En çok kimsenin bilmediği oluyor, en çok kimsenin bakmadığı pencereye dokunuyordun.
Pınar Dağ |
Monday, 3 3rd, 2008
aşağıda anlatılanlar; attila ilhan’ın dediği gibi:
ben bunları puslu bir aynada gördüm ve bu ayna şehirde geziyordu…
I
dört, beş altı…
yürürken düşünmemek için adımlarımı sayıyorum.
“ya sen?” diye sordum yanımda yürüyen delikanlıya; “ne düşünüyorsun?”
“hiç bişi!”
hiç bişey düşünmemek mümkün değil ki? ben bunu becerebilmek için nelerimi vermezdim… bak adımlarımı sayıyorum… diyemedim ki? suskunluk yapıştı beynime, konuşmuyor…
ve Sizden Gelenler |
Sunday, 3 2nd, 2008
Onların adı çocuk
Abdulkadir, Yusuf, Cemile, Kerem….
Hepsi çocuklar…
Ütopyalarının kapılarını araladık ve
yüreklerine naif bir dokunuş yaptık.Onun adı …
ne olursa olsun,
nerede yaşıyorsa yaşasın
“çocuksu düşleri”
umarım tümünün gerçekleşir.
Sema Özevin |