Şimdi bir daha sor…
March 9th, 2008
Beni kendine yakın hissetmeyenlere nasıl kızarım…
bulaşmalı insanın yüzü, bir başka yüze…
Çözmek lazım birikenleri birbirin de.
Bir yön pusulası olmak lazım kızanlara..
Hiç sevilmediğim bir gönül de, kızmakta kıskanmak gibi değil miydi?
Tekrarlanmış gönül yaralarının korkusuna vurgunsa hassaslık; ‘Kızmak’ yaşanmışlıkları pekiştiren olmaz mı?
Sen nasıl kızardın…
Herkes bağırırdı….
Herkes küskündü….
Bana en çok annem kızardı….
Sana?
Kızmak karşılıklı bir hak mıydı?
Sevmek kızmak mıydı?
Anne olmak kızmak mıydı yaramaz olana..!
Patron olmak kızmak mıydı işçi olana…!
…..
Beni sev demenin kendisiydi kızmak…
Kızışmak birbirin de…
Kızmak var; hayatın karşılığını alamadıklarına…
İşsizliğe..
Mutsuzluğa..
Bir beden büyük ruhu taşımaya…
Ne garip değil mi;
Kızarken insan en çok kendini buluyor aynalarda….
İnerken çıktığın basamaklar benzeşiyor….
Kızmak bahar dallarında sevdaya
Kızmak yeni doğmuş bebeklere
Kızmak geleceği ölen ideolojilere…
Öyle çok ki KIZMANIN çeşitleri
Şimdi bir daha sor bana;
Bana KIZDIN MI diye?
***



Yorum yazmak isterseniz