Kimsenin Bilmediği Olmak…
March 4th, 2008
Hayatın geçiciliği karşısında, bu kadar ölümsüz olmayı istemen ne büyük cesaret….
Oysa ölümün bulaşmadığı bir hayat var mıydı?.
Doğuyor, ölüyordun…
Bir kapı kolundan bile daha az ölümsüzdün..
Bir varmış ve bir yokmuş dediğin hikayelerle başlatıyordun; var olduğunu..
En çok kimsenin bilmediği oluyor, en çok kimsenin bakmadığı pencereye dokunuyordun.
Kimsenin bilmediği bir apartman dairesinde uyanıyor,
Kimsenin bilmediği duyguları gizliyor,
Tek gerçek oluyordun kendinde, görebildiklerinin önlemini alıyor, kader`i alt- üst ediyordun..
***
Nasıl seviyordun sen.?
Sabah en erken saatte mi düşlüyordun aşkı..
Gece, en yıldızlısından gökyüzüyle mi seviyordun…
Yoksa sende aşk, ölümsüz müydü kimsenin bilmediği kadar…
Kimseye öğretemediğin kadar…
Kucağında annesiz bir bebek,
Anlaşılamıyordu, hem anne hem bir baba olduğun…
Aylak bir düş de, tepene vuruyordu yağmur..
Islandıkça, hayatı sevdiğin bulaşıyordu kollarına, uzuvlarına, sen olan her şeye..
Kimse bilmiyordu, gölgeleri olanlardan korkmadığını,
Nasıl sevdiğini,
Başına gelen en güzel şeyin doğuyor ve ölüyor olduğunu..
Mutlu olmak bir zorunluluktu …
Ve aşk en büyük devrimdi kimsenin bilmediği..
***
Hiç niyetin yoktu mucize bir sabahı düşlemek ve her şeyi olduğun bebeğinin, annesini görmek..
Yalnızdın, çok istiyordun, ama yalnızdı seçtiğin hikaye..
Anlattığın, yaşadığın, dışladığın yeryüzü tekti.
Evet hiç niyetin yoktu, tükenmiş bir sabahta, bu kadar saklanan bir çocuklukla yaşlanmaya…
Ama olmuştu..
Sen, kimsenin bilmediği bir vicdanla yaşamış…
Yalnız ölmek için, yağmayan yağmura kızmış, iklimleri ağlatmıştın..
Ölümden sonrasını düşünmüş, ruhunu sonrasına saklamıştın…
Oysa hiç niyetin yoktu doğmaya, ölmeye, ve kimsenin bilmediği olmaya….


2 yorum yapılmış “Kimsenin Bilmediği Olmak…”
01
insan, eşyadan daha az yaşıyor, ne tuhaf…
teşekkürler…
02
insan ister kimsenin bilmediği olmayı
ama ne çare ki doğdun mu birkez
ister anlaşılmayı…
Yorum yazmak isterseniz