Esaret Şarkısı
January 29th, 2008
![]()
Şarkı söylüyorum sana ; ama kalbim ,
Ağırlaşıyor giderek ,
Bu endişe yükü ile…
Bir yandan da dökmeliyim içimi ;
Ruhuma acı veren ,
Şu pek sık iç çekişleri….
* * *
( Gelin , Damada verir kalbini
Ve döndürür tekeri ; ki , onu düzleyip parlatabilirsin.
Öğüt: Gümüşü arındır , posadan ;
Bir damar bulacaksın , katıksız olandan.
Öğütler: 5 - 4 )
Damat , şu yüreğimi çıkarıp göğsümden ,
Senin kutsal ellerine emanet ediyorum.
Öyle lekelenmiş ki , çirkin günahların isiyle ,
Bozulmuş güzelliği , dünyanın pisliğiyle ;
İsle kararmış kırık bir çömlek ya da
Ocakta kömürleşmiş bir odun parçası gibi.
Parlat onu , temiz ve billur olması için
Ya da bir yakut kadar duru.
Tekeri döndürecek olan benim ;
Benim , acı yaşlar da dökecek olan üstüne.
Biliyorum , biliyorum , kurduğun ilahi ,
Göksel şehri ; kapıları inciden
Duvarları mücevherlerden yapılma ve
Biliyorum , giremez kişi , saf ve temiz değilse.
Lütfen al beni de oraya ,
Bembeyaz giysilerim , yıkanmış pişmanlık yaşlarıyla ;
İzin ver de geleyim , görkemli düğününe !
Zbiginew Morsztyn
Esaret Şarkısı
(1627-1689)


1 Yorum “Esaret Şarkısı”
01
okurken üzülmekle irkilmeyi eş zamanlı yaşatan bir yazı ve elbet fotoğraf! ve”saflık”! neyse o “günah” denen, ya da “kirli”… tüm bunlaradan uzak değil,içinden geçerek ve herbirine tek tek değerek elde edilen bir saflık!Gerçek saflık!
ellerinize sağlık!okurken insana tekil, ıssız, ilkel ve keskin bir acıyı hissttiren bir hikaye.insanı tüm hızla, ama yaşadığı hiçbir şeyi dışarıda bırakmadan tüm kuvvetiyle başlangıç noktasına çeken bir zaman acımasızlığı…
Yorum yazmak isterseniz