Yabancıya Ulaşmak
January 16th, 2008
Yazı, yabanıl kılıyor insanı.
Yaşam öncesi bir yabanıllığa ulaşıyorsunuz.
Ve bu size her seferinde aşina geliyor; ormanların yabanıllığı bu, zaman kadar eski.
Her şeyden korkmanın yabanıllığı, farklı ve yaşamın özünden koparılamaz bir yabanıllık.
Bütün varlığınızla sarılıyorsunuz. Tuhaf mı tuhaf bir şey bu, evet.
Yalnızca yazma edimi değil, yazılan şeyde gece ortaya çıkan hayvanların
çığılıklarıdır; hepimizin, sizin ve benim, köpeklerin. Toplumun kitlesel, umut kırıcı sıradanlığı…
Aynı zamanda mutluluğun en şiddetli sancısıdır.
Böyle olduğuna hep inandım…İnsan, içinde bir yabancıyı barındırır.
Yazmak işte o yabancıya ulaşmaktır. Budur ya da hiçbir şey değildir…
Yazı bilinmeyendir. İnsan, yazmaya başlamadan önce ne yazacağı hakkında hiçbir şey bilmez.
Kafasının içi dupduru da olsa…Yazmak; insan yazsaydı ne yazardı, bunu öğrenme çabasıdır.
Ancak yazdıktan sonra öğrenebiliriz bunu.
Öncesindeyse, insanın kendi kendine sorabileceği en tehlikeli sorudur bu.
Ama aynı zamanda en çok sorulan.
Marguerite DURAS


Yorum yazmak isterseniz