Kayboldum
December 22nd, 2007
![]()
Kayboluyorum ben çoğu zaman kendi içimde, nedeni bir bakış, bir küçük gülüş, belki bir çift söz…
Kayboldum ben, sayısını hatırlayamayacağım kadar kendimde, bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar gerçekte.
Pazar günü ailecek çıkılan bir geziydi, diğer gezilerden farkı bu kez bir karnavala denk gelmiş olmasıydı. Öylesine güzeldi ki her şey, her biri diğerinden farklı, süslenmiş arabalar, arabalardan atılan rengârenk şekerler. Bir çocuk daha ne isteyebilir, dünya şeker tadında değil mi ki zaten o yaşlarda? Ha birini aldım alıyorum derken yol üzerinde aldığım mesafeler… Ardından incecik bir sızı, tam şurada, solda, göğsün tam üzerinde… Ve kaldırıp başımı baktığımda ne çok insan var ve ben bu çoklukta ne kadar azım, ne kadar yalnızım…
Paniğe mi kapılmalıyım, yoksa soğukkanlılıkla ve olgunlukla mı beklemeliyim?
Kaybolmak, kimsesizlik, sahipsizlik duygusu… Hiçbir yere hiç bir şeye ait olamama, kendine bile…
Sonra güvenmeler, güvenceler…
Biliyorum, mutlaka çıkacağım bu dipsiz kuyudan, her çıkış gözümü kamaştıracak, görüşümü aydınlatacak. Kendimi bulacağım, yolumu göreceğim, attığım adımlarda yola değil kendime varacağım. Anka kuşuyum ben, her kayboluşun ardından küllerimden yeniden doğacağım. Küllerim savrulacak dört bir yana ve ben Kaf Dağının ardında varmak için kendimi yaratacağım kendimden…
Kayboluyorum ben, sayısını hatırlayamadığım kadar kendimde, bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar gerçekte…
Bazen iki söz arasında
bazen iki göz,
bir gülüşte kaybolmak çok kolaydır.
Her kayboluştan yenilenmiş olarak çıkarım ben.
Eski yaralarımı kabuklarımı atıp,
Temizlenip,
silkinip ayılarak bakarım
Biraz da şaşkınlıkla
karşımda dönen dünyaya…


1 Yorum “Kayboldum”
01
Tebrikler Suzan hanım,yine yanlızlık üzerine yazdığınız ve her insanın kendine bir pay çıkardığı güzel yazınızdan dolayı sizi kutluyorum
selamlar sevgiler
Yorum yazmak isterseniz