Ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili…
December 18th, 2007
Makinemi aldığım ilk günlerdi… Hava yağmurlu ve kapalı, klasik alışılagelmiş bir Ankara Şubatı idi.
Gelenler geçenler… Gençler, öğrenciler hızla yetişmeye çalışırlarken bir yerlere yaşlı bir kadın belirdi caddede. Öylesine ağır adımlarla ilerliyordu ki. Tam da benim gibi acemi bir fotoğrafçıya uygun ritmle…Gelirken bir karesini aldım, sonra da arkası dönük giderken bir tane daha… Öylesine kendi halinde ve öylesine yapayalnız bir yürüyüşü vardı ki. Şimdi yazarken bile gözlerimi dolduracak kadar hüzünlü bir yalnızlık vardı suratında… Elinde bir eczane çantası ile yürüyordu ağır ağır, hastalıktan yeni kalkmış insanlara özgü bir yürüme temposu ile… Küçük adımlarla dikkatlice…
Bazen ayrıntıları atlayabiliyorsunuz. Gözlerinizin içine hayata dair büyük ipuçları girmesine rağmen siz anlamamazlıktan geliyorsunuz. Fakat insan merak edince en ufak bir ayrıntıyı bile kaçırmıyor. Elindeki çantaya dikkatlice baktığımda yazan ilaç ismini de haline yakıştırdım hemen: kemik ilacıydı. Bir yerlerde düşmüş, bir yerini kırmış ve yenice iyileşmişti. Buna iyileşmek denirse tabi…
Sonraları ise eşini yeni kaybetmiş olduğu düşüncesi sardı içimi… Eşini kaybetmiş, bu üzüntü ile elden ayaktan düşmüş, yeni yeni yardımsız sokağa çıkmaya başlamıştı… O hüzündü, onu bu şekilde yürüyemeyecek hale getiren… İçinde bir his, yavaş yürürse biricik aşkı sokağın diğer ucunda görünecekti… İşte bu teyzecik için ayrılanların hala sevgili olduğu bir gerçekti… Yıllarca acı tatlı günlerde aynı yastığa baş koyduğu sevgili eşi onu bu karmaşanın, koşuşturmacanın, kirli sokakların ortasında bir başına koyup gitmişti belki. Gitmek zorunda kalsa da o sevgili, adı üzerinde hala sevgili idi…
Çok sonra öğrendim çantanın üzerinde yazan ilacın bir sara ilacı olduğunu…
Kendi yakalandığı amansız hastalıktan aman dileyen bir doktor arkadaşımdı bunu söyleyen…


Yorum yazmak isterseniz