Arayış…
November 8th, 2007
Sokrates’in erdemini, Nietzsche’nin üstün insanı arıyordum…
…
şimdi bu öğle üzeri, Pertek de bir açıkhava kahvehanesinin önünde,
bir ağacın dibinde, küçük tabureler üzerinde, Pala’nın çayını yudumlarken,
İsmail amcanın yanık sesinden türküler dinlerken,
neyi düşünüyor,
neyi bekliyor
ve neyi arıyordum…
…Annemin telefonuyla irkiliyorum,
Ali Dayı’nın dükkanına gel diyor,
gel de tulum peynirinin bir tadına bak !
Koşar adım ilerliyorum sessiz Pertek sokaklarında.
Sonbaharın o tatlı ışığı yaşlı ağaçların gövdesinden yansıyor yüreğime…
Başımı hafifçe uzatıyorum küçük dükkandan içeriye,
annem Ali Dayı ile konuşmakta…
Gözlerim önce dükkanın önüne kurulu tezgahta ki dutlara ilişiyor,
nefis “ulu gala” dutlarına…Ali Dayı’nın yanına sokuluyorum bir zaman sonra…
Başında sekiz köşeli şapkası, sırtında yeleği,
belinde sıcak renklerle örülü kuşağı, gri şalvarı
ve o içten gülümsemesi ile karşılıyor Ali Dayı beni…
Dutlar çok lezzetli diyorum,
tulum peynirinin tadına bakmaya gerek bile duymuyorum, nasıl olduklarını tahmin ederek…
Bakkal dükkanını birlikte işlettikleri oğlunu tanıştırıyor benimle…
kısa bir sohbetten sonra fotoğrafını çekmek istiyorum Ali Dayı diyorum,
“dur ceketimi giyeyim de öyle çek” diyor…
İncelik, saygı…
Parmaklarım titreyerek birkaç fotoğraf çekiyorum…
ellerimizde peynir ve dut poşetleri izin istiyorum Ali Dayı’dan…
gitmeyin diyor, fırına biber vereyim diyor yücegönüllü bir misafirperverlikle…
tellerden sarkan biberlerin üzerinde dağılan dumanı ve açık emeğin sıcacık kutsallığını duyumsuyorum…
Zamanın çok az diyorum, istememeye istemeye,
arkadaşlar bekliyor Harput da, ilk feribota yetişmem lazım…
ama diğer sefere yemeğe mutlaka senin yanında olacağım…
…Şimdi Pertek Feribotundayım,
ılık bir sonbahar…
Yapraklar renk değiştirmek üzere, eylül başları ve arabanın içinde yalnızım…
Nasıl oluyor bilmiyorum ama dışarı atıyorum kendimi bir süre sonra,
korkuluklara tutunuyorum…
Perteğe bakıyorum son bir kez….
tatlı bir gülümsemenin hüznünü duyumsuyorum
ve büyüsel bir dokunuş hissediyorum yüreğimde…
Sokrates’in erdemi, Nietzsche’nin üstün insanı sessizce göz kırpıyor arkamdan…
…ve ben bu ılık akşam üzeri Pertek Feribotunda,
neyi düşünüyor,
neyi bekliyor
ve neyi arıyorum…Eylül 2007 - Osman Fırat TURAN


1 Yorum “Arayış…”
01
dut kokulu nefesi olsa gerek…:)
Yorum yazmak isterseniz