Friday, 11 30th, 2007
Dünyanın moda merkezlerinin birindeyim. Öğlen yemek yediğimiz restoranın bahçesinde kahve içerken etrafıma bakınca insanların vücutlarını nasıl birbirinden daha gösterişli yapmak için giriştikleri pahalı yarışı seyrediyorum. Süper bir espresso eşliğinde gözlerim nereye bakacağını şaşırmış durumda.. Çok güzel kızlar, çok güzel erkekler.. Herşey aşırı mükemmel… Elimde fotoğraf makinam, bacaklarımı nehrin kenarına uzatıp kendi kendime diyorum ki; “ne […]
ve Sizden Gelenler |
Tuesday, 11 27th, 2007
Ah, Faustus, bir saatin kaldı ancak; sonra, sonu gelmez ilence gömüleceksin! Durun, ey göğün hep dönen küreleri! Durun da, vakit de dursun, gece yarısı gelmek bilmesin. Çık, doğanın kutsal ışığı, çık! Her yanı bir daha sonu gelmeyecek ışıklar kaplasın; ya da şu saat, ne olur, bir yıl, bir ay, bir hafta, tam […]
Mehmet Turgut |
Monday, 11 26th, 2007
Çocukluğum ankara Dışkapı’da geçti. Her gece babamı işten dönmesini beklerken merak bile etmiyorduk artık. Ölümü ve dinamit lokumlarını o kadar kanıksakmıştım ki bir zamanlar vatan cephesine katılanları saydıkları gibi ölenlerin isimlerini sayıyorlardı televizyondan…
Ondandır zaten polise “bizim evde belki dinamit lokumu vardır” diyecek kadar kayıtsız kalmıştık … Belki de çocukluğumuzdandır…
Bülent Dedeoğlu |
Friday, 11 23rd, 2007
Bildiğinizi biliyorum ama yine de söylemek istiyorum; bir gün öleceksiniz…Bu bir kadeh rakı yanında seyre daldığınız gurup ta, gözlerinde huzuru bulduğunuz bu afet-i devran da, bu tabağınızda masanızı gecenizi midenizi keyiflendirmek için duran balık ta bırakıp geldiği bu deniz de her şey ama her şey sizinle birlikte yok olup gidecek bir gün…Bildiğinizi biliyorum ama yine […]
Suzan Ağatoğlu |
Wednesday, 11 21st, 2007
…
Suçluluk bir duygudur çünkü. Tıpkı aşk gibi.Aşık oluyorsunuz bu arada. Böylece her şey kendiliğinden çözümlenmiş oluyor. Kanatlarınız derhal alınıyor elinizden. Meleklerin aşık olmaya hakları yok, biliyorsunuz. Aşık olmanın cezası, dünyaya kafa üstü düşmek.
Mehmet Turgut |
Wednesday, 11 21st, 2007
(Köy Öğretmeni dilinden Tanrıdan ateş çalan Promethus’un hikayesi)”…
Tanrılar, Olimpos’un tepesinde oturuyor, yarı-tarılar eteklerinde… İnsanlar ovalarda, derelerde… Akşam olunca, yarı tanrılar da insanlar gibi karanlığa kalıyor. Tanrılara ışık var bunlara yok!…
Uzaklardaki ovalardan baktığın zaman, her yer karanlık. Sadece Olimpos’un başı, kırmızı bir çiçek demeti gibi ışık!
Bülent Dedeoğlu |