Wednesday, 10 17th, 2007
Not defterimden;
Çok mağrur bir hali var. Ufak tefek bir adam. Ayakkabılara ne yaptığını bir türlü anlamıyorum. Elinde ve önünde kimi az kimi çok kullanılmış bir sürü ayakkabı var. Birini alıyor fırçalıyor, temizliyor ve bırakıyor sonra diğerini alıyor.
- Ne yapıyorsun bunları?
- Satıyorum…
- Alan var mı?
- Olmaz mı?
- Kaça satıyorsun?
- Üç beş, ne verirlerse…
Önünde bir horoz var, […]
Bülent Dedeoğlu |
Sunday, 10 14th, 2007
Elazığ gezisi de bu şekilde bitti… Şimdilik gene fotoğraf bir süreliğine rafa kaldırıldı…
Farklı insanlar, farklı sokaklar, farklı olaylarla yaşayip gezip tozup, biraz daha kafa dağıtarak onbeş metrekarelik yuvama(!) geri döndüm…
Bu geziden Ataol Behramoğlu’nun sözlerini aklımdan söylerek geldim
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı…
Koca bir kışı burada tepeleyip, ufak […]
Bülent Dedeoğlu |
Thursday, 10 11th, 2007
Senin oradaki insanlar, dedi Küçük Prens, bir bahçenin içinde binlerce gül yetiştiriyorlar ama yine de aradıklarını bulamıyorlar. Aslında aradıkları tek bir gülde, ya da bir damla suda bulunabilir. Ama kördür gözler. İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçekleri görebilir.
Küçük Prens
Antoine de Saint-Exupery
Bülent Dedeoğlu |
Wednesday, 10 10th, 2007
Aspendos’a ilk defa 2002 yılında yapılan Bale ve Opera Festivali için gitmiştim. Ondan sonraki 2 yıl da gidip fotoğraf çekme şansını yakaladım.
Aspendos’un o tarihi dokusu ve dansın, operanın o güzel tadından başka canlı performansta fotoğraf çekmek de büyük bir şanstı.
Aslında canlı performanslarda fotoğraf çekilmesinin çok büyük bir ayıp olduğunu biliyorum fakat Aspendos bunu bertaraf eden bir […]
Bülent Dedeoğlu |
Tuesday, 10 9th, 2007
Kendi isteğimle gittiğimi biliyorum.
Biraz da kızgınlığıma ve küskünlüğüme verdim şimdi…
Sonra sonu gelmeyecekmiş gibi yürümeler başladı…
Sonra silah sesleri…
Sonra omzuma değen şarapnel…
Sonra sağ kulağın tamamen duymaması…
Sonra kan…
Sonra barut kokusu…
Sonra dediler “sen azıcık git, gez… kafanı dağıt sağlam gel”
Sonra dedin “olmaz”
Sonra dedim… ne dedim? bilmiyorum…
Sonra şu illet karın ağrısı…
Sonra Budapeşte
Sonra Beşiktaş
Sonra…
Bir kağıt kaleme yazasım geldi seni…
Sol kulağımda vapur […]
Bülent Dedeoğlu |
Monday, 10 8th, 2007
Sonra bir şekilde suçluluk duyuyor insan. Bütün o çocuklarla sohbet edip konuştuktan sonra ayrılmak koyuyor insana.
Jack London’ın Uçurum İnsanları adlı romanını yazarken varoş mahallelerde 1 yıl yaşadıktan sonra yazmış. Jack London bu eseri yazdıktan sonra neler hissetmiştir acaba?
Bülent Dedeoğlu |