Sazendeler gider…

October 30th, 2007


Not defterimden;

“Sazendeler gider sazlar boynu bükük kalır…” 

Elime ilk bağlamayı aldığımda “süper çalıcam oğlum ben bunu” diye gaza gelmiştim. Ananem bir püskül bile konduruvermişti, kırmızı siyah. Sonra müzik öğretmenim öğretmeye başladı işte “re re si, do do si, re re si si la la”!

“Ne bu” dedim, “Al mendili” 

Başladık iki aşağı bir yukarı mızrap sallamaya, akşamları babam “tamam Arif Sağ oldun yeter, azıcık da haber dinleyelim” diye kırmadan bıraktırırdı, ben onları bıktırdığım için.

Sonra hep bağlama çalanları izlemekle geçti günüm, kendi bağlamamı bozuk diye belledim çünki ses çıkmıyordu. Ta ki o meş’um sanatçının benim bağlamayı “öttürene” kadar ben en azından kendimi öyle avutuyordum.

Sonra yatılı okula gidince kalıverdi saz orada boynu bükük. Bir daha da alamadım elime. Annem de bağlamayı bir başkasına hediye etmiş. Benim kızacağımı düşünerek de benden sakladı. Sonra o gencin elinde görünce bağlamayı önce biraz buruldum, sonra o bağlamadan güzel sesler çıkınca sevindim ve kıskandım da tabi…

En azından bağlama boynu bükük kalmadı. Kıskanmadım tabii ki kimseyi. Boynu bükük kalmasındı saz. 

Şimdi müzik adına yapılan abuklukları bir türlü kabullenemiyorum. En azından bunu gerçek bir sanatçıyı gördüğümde boynumu bükerek, üzülerek izlemekle yetindiğimi belli etmeye çalışıyorum…

(Fotoğraf 2004 Canon EOS 300 V Kodak 400) 

(Sevgili Hocam Kazım Sezer’i saygıyla anıyorum)

Bülent Dedeoğlu | Yorumlar | Trackback Sayfa başı

Yorum yazmak isterseniz

  •  
  •  
  •  

bu yorumları takip etmek istiyorsanız Besleme.


Yönetici/Üye