Canavarlar arasında! (bir dumlupınar hikayesi)

October 27th, 2007


Bu fotoğraf çaresizliğin fotoğrafı değil elbet… Bir akşam eve giderken Ziya Gökalp caddesi üzerindeki üst geçitten geçerken gördüğüm mücadelenin fotoğrafı… Yaşam mücadelesinin en ufak evresi sanırım. Hayat-i idame…

Aklıma nedense Dumlupınar denizaltısında mahsur kalanların hikayesi…

Devamını belgeselden alıp koyayım buraya;

çanakkale boğazı.. naraburnu açıkları…
4 nisan 1953…saat 02:15jülide gülizar anlatıyor:

“uzun ve yorgun bir seferden dönen dumlupınar denizaltısı, naraburnu açıklarında, isveç bandralı nabold şilebiyle çarpıştı…

sessiz, soğuk ve karanlıktı gece…

dumlupınar başından aldığı şiddetli darbeyle birkaç saniye içinde sulara gömüldü…

gemideki 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişi, geminin arka bölümündeki torpido dairesine sığındı. mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları telefon şamadırasıyla denizaltıyla temas kuruldu… sağ kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu… bu arada oksijeni idareli kullanmaları için aşağıdakilere gerekmedikçe konuşmaları, şarkı-türkü söylememeleri, sigara içmemeleri söylendi… ancak, saatler süren kurtarma çalışmalarının sonunda, umutların tükendiği anda, karanlıkta bekleyen 22 kişiye herşey yine aynı sözcüklerle anlatıldı: konuşabilirler, türkü söyleyebilirler, hatta cigara bile içebilirlerdi…”

şamandradaki telefon hattının öbür ucundan tüm türkiye, denizaltıda tevekkülle ölüme yatmanın hüzünlü ama başı dik türküsünü dinledi:

ah bir ataş ver cigaramı yakayım
sen sallan gel ben boyuna bakayım

uzun olur gemilerin direği
ah çatal olur efelerin yüreği
yanık olur anaların yüreği

vur ataşı gavur sinem koyansın
arkadaşlar uykulardan uyansın

uzun olur gemilerin direği
ah çatal olur efelerin yüreği
yanık olur anaların yüreği

Bülent Dedeoğlu | Yorumlar | Trackback Sayfa başı

Yorum yazmak isterseniz

  •  
  •  
  •  

bu yorumları takip etmek istiyorsanız Besleme.


Yönetici/Üye